Daha okuma yazma öğrenmeden resim yapmaya
başlamıştım. Kırmızı yanakları olan mınicik bir çocuktum. Sonra gençlik yıllarım…
Hala resim yapmaya devam ediyordum ve tek hayalim kişisel bir resim sergisi
açmaktı. Sonrası hiç de önemli değildi. Ama öyle olmadı. Başka sergiler de
açmak istedim, açtım. Binlerce engel çıktı karşıma ama yılmadım, resim yapmaya
devam ettim ve fırçamı elimden hiç bırakmadım.
Başarılar art arda geldi…
Yaptıklarımın resim olmadığını söyleyenler
olduğu kadar yere göğe sığdıramayanlar da oldu. Ama ben kulaklarımı tıkayıp
doğru bildiğim yolda yürümeye devam ettim. Yine başarmıstım… Herkes bir kavganın
içindeydi sanki. Zaten o kavga hala da devam ediyor. Ne kavgası mı? Ben daha
iyiyim kavgası… O kavgalardan hep uzak durdum. Çünkü onların bilmediği ama
benim bildiğim bir şey vardı. O da: Her sanatçi bir diğerinden değil, kendi
içinde iyi ya da kötüydü. Her biri kendi irmağında, berrak, çamurlu, hızlı ya
da yavaş akmaktaydılar. Yani, kavga anlamsızdı…
2003 Uluslar arası Floransa Çağdas Sanat
Bienali ve 2005 Uluslar arası Arad Çağdaş Sanat Bienali… Kendim, tecrübelerim
ve sanatım adına çok başarılı geçen bienallerdi. Adana’da Uluslararası bir Çağdas
Sanat Bienalinin gerçeklestirilmesi fikri ise, ilk kez Romanya’nin Arad
kentinde olustu ve Türkiye’ye döner dönmez bir proje hazirladım. Ardından , Yrd. Doç. Dr. Berrin Sirel, Yrd.
Doç. Muzaffer Tire, Sanat Tarihçisi Nermin Tamburoğlu ile birlikte bienalin ön
çalişmalarını başlatmak için bir komite oluşturduk.
Şu an ise,
Uluslararası sanatçilarla buluşmaya büyük
bir heyecanla hazırız.
Safa Büte
Uluslararası Proje Direktörü